20 Ocak 2008

Bilgisayar - Ubuntu Linux - OHHA LAN!

1 - Netten bilgisayar parçaları sipariş edilir. Bkz. www.hepsiburada.com
2 - Kapıya kadar gelen parçalar hevesle açılarak parçaların sipariş edilenler oldukları doğrulanır.
3 - Yaklaşık 2 saat içinde montaj tamamlanır (DVDRW içinden çıkmayan data kablosunu almaya çıkmak, bulamamak, aramak, bulmak, eve gelmeden sağda solda laklak etmek hariç).
4 - Bios ayaları yapılır.
5 - Daha önce indirilmiş ve yakılmış Ubuntu 7.10 install cd'si takılarak boot edilir.
6 - Oha olunur. Adamlar bokunu çıkaracak kadar kolaylaştırmışlar herşeyi lan! Windows kullananın kafatasına sıçayım.
7 - 1 saat içinde, hiç sorun çıkmadan işletim sistemi kurulmuş olur.
8 - Bilgisayar açılarak 3 saat içinde eski aletin /home/arapsabunu klasörü yeni alete kopyalanır.
9 - Yaklaşık 150MB kadar data (eksik programlar ve update'ler) tek tuşla indirilir ve kurulur.
10 - Tekrar ohaaa laan diye bağırılır. Hiç sorun çıkmamış ve herşey mükemmel çalışmaktadır.

Valla deli oldum. Compiz'in doruklarında orgazmdan orgazma koşarken bunları arada yazacak zaman çıkarmış olmama memnunum. Render hızım da acayip arttı. Para veriyosun ama karşılığını alıyosun.

Hanııım, nerde benim peçetem...





Sabah olmak üzere. Kısmetse yarın akşam da vmplayer'ı halledecem. Gerisi ufak tefek detaylar.

16 Ocak 2008

Blender, Model No: III; Cephesel Durumlar

Bir aluminyum cephe giydirme işi için Blender'da çizdiğim 3 farklı modelin 3 görünüşü ve animasyonları aşağıdaki gibi.

İlk model:





İkinci model:





Üçüncü model:





Blender dosyalarını ısrarla buraya koymuyorum nedense. İsteyene gönderirim.

Animasyonlar burada. İlk animasyonda bina yerden yükseliyo evet, farkındayım. Düzeltmeye üşendim. Bilgisayar pek hızlı sayılmaz, 8sn'lik animasyonu yapmak 1 saatini alıyo aletin. Yakın zamanda hallolacak bu iş de. Gerçi başka bi başlık sayılır ama videolar upload olurken, uykusuz kafayla çiziktireyim biraz. Yeni bilgisayar sipariş ettim. Bir haftadır gelse de toplasam diye hevesle bekliyorum. Daha kargoya vermemişler. İstediğim kasa ve ekran kartı ellerinde yokmuş... Bekliyoruz.





04 Ocak 2008

Blender, Model No II

İhityaçtan çizilmiş bir bina resmi. Tam istediğim gibi olmadı şimdilik. Post edeyim de, sonra editler düzgün halini (uğraşırsam) koyarım.

Esasen binanın gerçek ölçülerine göre çizilmiş değil. Arsa da dikdörtgen değil. Neyse, bunlar beni geren detaylar. Sağolasın Blender.






Edit: Ufak birkaç hareket sonundaki değişiklikler hoşuma gitti



Edit: Animasyon öncesi son durum aşağıda. İlk defa animasyon deniyorum, eğer adam gibi bişeye benzerse (ve boyutu hayvan gibi olmazsa) buraya ekleyeceğim. Blender dosyasını isteyenler haber etsin, gönderirim.



Edit: Animasyon da burada işte. İsteyen olursa blender dosyasını gönderirim.

03 Ocak 2008

VMWARE

Bir ara deneyip vazgeçtiğim vmware kurma işini dün akşam hallettim. Kulağımı yanlış elle tuttuğum, üstüne üstlük korsanlık yapmaya çalıştığım için biraz zaman aldı ama sonunda becerdim.

Eski bir laptopa kurulmuş olan ve dual boot ile açılan Windows 2000 Professional ile Ubuntu 7.10 (Gutsy Gibbon) mevcut. Zorunlu olmadıkça windows açmıyorum. Ancak arada sırada, ufak tefek çizim yapmam gerektiği zaman windows'u boot etmem gerekiyodu. Windows'u açınca, özellikle linux'a alıştıktan sonra, sudan çıkmış balığa dönüyo insan. Başlarda öyle görünmese de, alıştıktan sonra windows'un kullanımının daha zor olduğunu anlıyosunuz. Ayrıca mail programım falanım filanım, artık aklınıza ne gelirse, linux'ta olduğu için windows'u açınca kendimi okyanusun ortasında tek başıma hissediyordum.

Vmware player (vmplayer) kurarak bu dertten sonunda kurtuldum. Kurması, eğer workstation'a 190 USD bayılmazsanız, biraz uğraştırsa da sonunda orjinali gibi çalışan bir windows'unuz oluyo, hem de linux altında.

Tabii aynı programla windows altından linux çalıştırmak, kurmak da mümkün. Linux altından linux, windows altından windows da çalıştırabilirsiniz. Sadece indirdiğiniz vmplayer'ın doğru versiyon olduğuna dikkat edin.

2 - 3 tane de screenshot atalım da ortalık şenlensin.







30 Aralık 2007

Stickam Nanesi


Stickam nanesini denemenizi öneririm. Her ne kadar şimdilik sadece 2 kişi ile denemiş olsak da oldukça başarılı görünen bir yapı.

Stickam ile oldukça kalabalık gruplar halinde vidyo konferansı gerçekleştirilebiliyor. Tabii nerde çokluk orda bokluk misali, cinsel istismara yönelik olarak da kullanılmakta. Ancak amacına uygun olarak kulüp, dernek toplantıları, FRP oyunları, uluslararası görüşmeler için kullanılması mümkün. Hatta az önce bir arkadaşım güvenlik kamerası fikrini de ortaya attı.

Site, kamera görüntülerini kendinde topluyor ve bunu bağlı kişilere gönderiyor. Bunun güzelliği de sizin bağlantınızı kastırmaması. Benzer birkaç sistem denedim, ya sadece 2 kişi ile sınırlı, ya da kalabalık olduğunda bağlantı ve işlemci problemleri ortaya çıkabiliyor.

Bu sistemin özelliği -ki esas olarak beni deli eden- herşeyi flash olarak kullanması. YouTube gibi sitelerde olduğu gibi yani. Bu sebeple kullandığınız platformdan bağımsız olarak çalışabiliyor. Ayrıca benzer sistemelerde olduğu gibi arkadaş grupları oluşturulabiliyor, resim ve görüntü yüklenebiliyor. Kamera görüntüleri için de, izleyicileri seçmek adına -bence yetersiz- sınırlamalar konulmuş.

Bir adet Gentoo, bir adet Ubuntu, bir adet de XP ile denedim; başarılı. Ayrıca dileyenler için facebook uygulaması olarak da var. Facebook üzerinde canlı yayın yapabilir, arkadaşlarınıza maymunluklarınızı sergileyebilirsiniz.

Şimdiye kadar kesintisiz 2 saat "Live" kaldım ve sorun çıkmadı. Kullanmaya devam. Problem çıkarsa buraya eklerim.

Amma reklam kokmuş bu yazı...

24 Aralık 2007

Blender Denemesi


Sonunda bir adet 3D yapmış bulunmaktayım. Aha da yukarıda.
Bkz. www.blender.org

E-posta ya da yorum yazarak ilgili dosyayı isteyebilirsiniz, en kısa zamanda gönderirim.

19 Kasım 2007

Başlık: Kısa zamanda olaya adapte olan insan modelleri


Bugün kardeşim ALES'e girdi ve ben de ona eşlik etmek için sınava gireceği okula kadar beraber gittim. Sınav için okulun 2 ayrı binası kullanılacakmış ve binalardan herhangi birinden diğeri görünmüyor. Bina isimleri de şu sonradan çıkan uzun isimli meslek okullarından. Bir de başına 3 isimli ve bol ünvanlı şeyler koyunca (Emekli Ordinaryuas Profesör Cemalettin Hakkı Karayercioğlu) herşey benim için karmaşık bir hal almakta.


Tabii ki biz önce yanlış binaya gitmişiz; sonra diğerine gittik. Kuvvetle muhtemel, iki binanın kapıları da aynı anda açıldı. Bizim yanlış binaya gittiğimizi anlamamız ve diğerine yürümemiz toplam 10 dakika sürmüş olsun.


Doğru binaya vardığımızda bina girişindeki takım elbiseli görevli, yanlış binaya gelmiş arkadaşları diğer binaya gönderirken kaçıncı kata çıkacaklarını filan da söylüyordu. Biliyordu yani!


Sonradan farkettim ki bu adam bir "veli". Yani teknik olarak onunla ben aynı statüdeyiz. Peki bu adam nasıl oluyor da benimle aynı anda aynı yere geliyor ve aramızda en fazla 10 dakika fark varken ortamdaki birçok şeyden haberdar? Biz buna adaptasyon diyoruz.


Bu adamları hastane kapılarında, otellerde, lokantalarda, kısaca topluma açık her noktada görürsünüz. Bilmem nerenin giriş kapısında durur, kısa -gerçekten kısa- süre içinde "pause + no clip" (quake oynayanlar bilir) yapıp tüm mekanın haritasını kafalarına yazarlar ve 5 adım arkasından gelen adama 4. katta sağdan ikinci koridora girdikten sonra soldaki 3. kapıyı tarif ettiğine şahit olursunuz. Bana gerçekten inanılmaz geliyor.

13 Kasım 2007

Var Alem Olmak Göt


Kim dediyse bu lafı, ağzını öpesim gelir. Nerden aklına geldi, nerenden çıkardın, ne kadar da doğru söyledin...


Evet, direndim, kaçtım, saklandım. Ama olmadı. Bana girene kadar karşımdakine girsin arkadaş! Alem göt olmuş, ben de oldum. Oh be!


Üzüleyim mi sevineyim mi bilemedim. Yahut 2 karakter yaratayım, gereken adama gerektiği şekilde kullanayım. Eğer 2 karakter yaratabiliyorsam, teorik olarak n tane karakter yaratabilir, her duruma ve kişiye karşı birini kullanabilirim. Hatta anlık olarak karakter yaratıp kullanabilirim. Disposable karakter!


Böyle böyle insan kim olduğunu, neden yaşadığını bilemiyo. Kendini kendi içinde kaybediyosun. O kadar çok insan oluyor ki içinde, hangisinin orjinal olduğunu bulmak imkansızlaşıyor. Hadi bakalım, gazamız mübarek olsun.


Nerde kaldı bu kıyamet!

11 Kasım 2007

Blog Entry Poster; Counter (Sayaç); Linux

Linux'u seviyorum. Blog sayfana yazı göndermek için şu anda kullandığım ve yukarıda yazan bir program var. Süper de çalışıyo meret valla. He kabul, adamlar fazla kasmamışlar, resim gönderemiyosun ama sadece yazı yazmak için sayfayı aç, login ol falanla filanla da hiç uğraşmıyosun. Başarılı yani.


Aslen anlamadığım şeylerden biri de bilgisayarı sadece internet ve/veya ofis araçları için kullanan insanların neden linux kullanmadıklarıdır. He tamam, oyun oynayacam, msn'ime acayip smileyler ekleyecem diyosan kabul. Gerçi artık windows oyunlarına taş çıkartacak oyunlar linux'ta da var, hatta msn'den daha şen şakrak programlar mevcut. Ayrıca 3D acceleration mevzuları da uçtu gitti linux'ta. Neyse, kısaca, internet ve ofis gibi her linux sürümünde sorunsuz çalışan programlar için windows kullanmak salakça, parayı boşa harcama çabası, açık kaynaklı yazılımlara hakaret ve köstek, emperyalizme destektir.


Bu arada sağ tarafa ziyaretçi sayma apratı ekledim, çok sevinçliyim.

09 Kasım 2007

denemedir

ğü



İ


öç


bold


italic


bold italic