10 Temmuz 2012
Birileri demiş ki...
insan her zaman ihanet eder sonunda.
kimseye güvenme.
- bukowski, pis moruğun notları
------------------------------
Zaman zaman var olan en yalnız adam olduğumu düşünüyorum. Dediğiniz gibi bunun, insanların varlığı ya da yokluğuyla ilgisi yok, üstelik yalnızlığımı elimden aldıkları halde gerçekten eşlik etmeyenlerden de nefret ederim.
Ne demek istiyorsunuz, size nasıl eşlik etmiyorlar?
Benim için aziz olan şeylere değer vermeyerek! Bazen yaşamın o kadar içini görebiliyorum ki birden doğrulup çevreme baktığımda kimsenin yanımda olmadığını, bana eşlik eden tek şeyin zaman olduğunu görüyorum.
------------------------------
Zamanın yüzeysel yaşam olanaklarını bir lokmada yutabileceğini, ama gizli yaşamın tükenmez olduğunu mu düşünüyorsun?
---------------------------------
Arzu edilenden ziyade arzu etmeye aşığızdır.
kimseye güvenme.
- bukowski, pis moruğun notları
------------------------------
Zaman zaman var olan en yalnız adam olduğumu düşünüyorum. Dediğiniz gibi bunun, insanların varlığı ya da yokluğuyla ilgisi yok, üstelik yalnızlığımı elimden aldıkları halde gerçekten eşlik etmeyenlerden de nefret ederim.
Ne demek istiyorsunuz, size nasıl eşlik etmiyorlar?
Benim için aziz olan şeylere değer vermeyerek! Bazen yaşamın o kadar içini görebiliyorum ki birden doğrulup çevreme baktığımda kimsenin yanımda olmadığını, bana eşlik eden tek şeyin zaman olduğunu görüyorum.
------------------------------
Zamanın yüzeysel yaşam olanaklarını bir lokmada yutabileceğini, ama gizli yaşamın tükenmez olduğunu mu düşünüyorsun?
---------------------------------
Arzu edilenden ziyade arzu etmeye aşığızdır.
14 Haziran 2012
Yıkılma...
...dım, ayaktayım ama ayakta duran tek şey bacaklarım anasını satayım. Gövde, üzerinde bir ser varsa gövdedir. Çimen de ayakta duruyo.
Peki ben kafamı nereye koydum? Sağduyumu filan? İnsanlığımı gören oldu mu peki? Bulan varsa buradan bana ulaşabilir mi?
Sağlıcakla kalın, eğer halen bir sağlıcağınız varsa. Onu da bulamıyorum.
Peki ben kafamı nereye koydum? Sağduyumu filan? İnsanlığımı gören oldu mu peki? Bulan varsa buradan bana ulaşabilir mi?
Sağlıcakla kalın, eğer halen bir sağlıcağınız varsa. Onu da bulamıyorum.
02 Haziran 2012
Dağınıklık
Fabrikada ürünleri -hemen her yerde olduğu gibi- üst üste diziyoruz.
Plastik ambalaj hafif olduğu için, ancak daha önemlisi doğru dürüst
bir depo alanımız veya istif raflarımız olmadığı için mümkün olduğu
kadar yüksek sıralar yapıyoruz.
Şekil itibari ile üst üste dizilmek için dizayn edilmemiş ürünlerin
istifleri arada bir yıkılıyor. Özellikle geceleri. Neyse, istif
devrildiği zaman tekrar üst üste koyuyorsun. Zor iş değil ama can
sıkıcı tabi. İçeride fazla ürün varsa o zaman biraz daha can sıkıcı
oluyor, hareket kabiliyeti azalıyor. Yıkılan istifi dar alanda tekrar
yaptığında, ilk hali gibi olmuyor nedense. Daha kolay devrilecek bir
havası oluyor. Yani 1 hafta yerinde duran istif, bi şekilde
yıkıldıktan sonra yerine yapılan 1 gün duramayacak kadar kötü oluyor.
Onun dışında ürünlerin doğasından ve içine koyduğumuz plastik poşetler
sebebiyle, yerde ne kadar toz ve çöp varsa statik elektrik ile
üzerlerine çekiyorlar. Hem istif bozuk oluyor, hem de pis görünüyor.
Bir de kazara poşetler yırtılıdığında iyice bok oluyor iş.
Birkaç istif üst üste yıkıldığı zaman? Ana avrat sövüyorsun işte.
Benzer ürünleri ayıklamak, istif yapabilmek için yer açmak adına aynı
şeyi tekrar taşımak v.s. can sıkıcı şeyler. Amerikan filmlerinde
dağılan market ürünleri geliyor aklıma. Sonra birileri onları
toplayacak, ister filmde ister gerçek hayatta. Bizdekiler alt tarafı
plastik ürün. Poşetleri değiştirip / silip özenerek tekrar dizmek
mümkün.
Peki ya senin içindeki herşey üst üste yıkıldığı zaman ne yaparsın? Ne
yapacaksın? Ne yapılabilir? Aradığın hiçbir hissi yerinde bulamazsan?
Hemen hemen hepsi kırılmışsa? Plastik değil ki bu düşünce sağlam
kalsın... Meğer sağlam sandığım temellerim o kadar da sağlam değilmiş.
Belki de darbeler çok ağır ve peş peşe gelmiştir.
--
Onur SAN
Plastik ambalaj hafif olduğu için, ancak daha önemlisi doğru dürüst
bir depo alanımız veya istif raflarımız olmadığı için mümkün olduğu
kadar yüksek sıralar yapıyoruz.
Şekil itibari ile üst üste dizilmek için dizayn edilmemiş ürünlerin
istifleri arada bir yıkılıyor. Özellikle geceleri. Neyse, istif
devrildiği zaman tekrar üst üste koyuyorsun. Zor iş değil ama can
sıkıcı tabi. İçeride fazla ürün varsa o zaman biraz daha can sıkıcı
oluyor, hareket kabiliyeti azalıyor. Yıkılan istifi dar alanda tekrar
yaptığında, ilk hali gibi olmuyor nedense. Daha kolay devrilecek bir
havası oluyor. Yani 1 hafta yerinde duran istif, bi şekilde
yıkıldıktan sonra yerine yapılan 1 gün duramayacak kadar kötü oluyor.
Onun dışında ürünlerin doğasından ve içine koyduğumuz plastik poşetler
sebebiyle, yerde ne kadar toz ve çöp varsa statik elektrik ile
üzerlerine çekiyorlar. Hem istif bozuk oluyor, hem de pis görünüyor.
Bir de kazara poşetler yırtılıdığında iyice bok oluyor iş.
Birkaç istif üst üste yıkıldığı zaman? Ana avrat sövüyorsun işte.
Benzer ürünleri ayıklamak, istif yapabilmek için yer açmak adına aynı
şeyi tekrar taşımak v.s. can sıkıcı şeyler. Amerikan filmlerinde
dağılan market ürünleri geliyor aklıma. Sonra birileri onları
toplayacak, ister filmde ister gerçek hayatta. Bizdekiler alt tarafı
plastik ürün. Poşetleri değiştirip / silip özenerek tekrar dizmek
mümkün.
Peki ya senin içindeki herşey üst üste yıkıldığı zaman ne yaparsın? Ne
yapacaksın? Ne yapılabilir? Aradığın hiçbir hissi yerinde bulamazsan?
Hemen hemen hepsi kırılmışsa? Plastik değil ki bu düşünce sağlam
kalsın... Meğer sağlam sandığım temellerim o kadar da sağlam değilmiş.
Belki de darbeler çok ağır ve peş peşe gelmiştir.
--
Onur SAN
28 Mayıs 2012
Yetmez Ama Evet
Eskiden bi walkman'im vardı. Bir tane Metallica, bir tane Iron Maiden
kasedini döndüre döndüre yıllarca dinledim. Şimdi binlerce mp3 var ama
yetmiyor.
Eskiden TRT'de ne çıkarsa seyrediyoduk. Şimdi yüzlerce kanal var,
internette istediğin her halt var ama yetmiyor (televizyonum yok ve
internet hala kesik HAHA).
Hala yeten tek şey var. Kitap. Tüketim toplumuna zıt koşmuş, hala
koşan, her zaman da koşacağını umduğum tek şey. İster kağıtta, ister
monitörde, ister e-ink üzerinde... Böyle kalsın. 1984'teki gibi
olmasın. NTV yayınları denedi bir ara, tuttu mu bilmiyorum. İnşallah
tutmamıştır.
Yürüyen embesil olmamak için kitap okumak gerek. Yeteri kadar okumuş
olmak yok. Ne olusa olsun oku. Yetmez ama evet, okumaya devam. Belki
bir gün yazarım da, kim bilir... (Nerde sende o göt)
--
Onur SAN
kasedini döndüre döndüre yıllarca dinledim. Şimdi binlerce mp3 var ama
yetmiyor.
Eskiden TRT'de ne çıkarsa seyrediyoduk. Şimdi yüzlerce kanal var,
internette istediğin her halt var ama yetmiyor (televizyonum yok ve
internet hala kesik HAHA).
Hala yeten tek şey var. Kitap. Tüketim toplumuna zıt koşmuş, hala
koşan, her zaman da koşacağını umduğum tek şey. İster kağıtta, ister
monitörde, ister e-ink üzerinde... Böyle kalsın. 1984'teki gibi
olmasın. NTV yayınları denedi bir ara, tuttu mu bilmiyorum. İnşallah
tutmamıştır.
Yürüyen embesil olmamak için kitap okumak gerek. Yeteri kadar okumuş
olmak yok. Ne olusa olsun oku. Yetmez ama evet, okumaya devam. Belki
bir gün yazarım da, kim bilir... (Nerde sende o göt)
--
Onur SAN
25 Mayıs 2012
Akü Suyu
Argoda "akünün suyunun boşalması" diye bir tabir var. En sevdiğim ve
yaşadığım. Fabrikaya Pazartesi sabah girip, en erken Cumartesi öğleden
sonra 2'de çıkıyorsan, bunu bilmekten daha fazlası geliyor başına.
Perşembe sabah akünün suyu boşalıyor.
yaşadığım. Fabrikaya Pazartesi sabah girip, en erken Cumartesi öğleden
sonra 2'de çıkıyorsan, bunu bilmekten daha fazlası geliyor başına.
Perşembe sabah akünün suyu boşalıyor.
Bu sabah kalktığımda gözlerimin şiştiğini farkettim. Ayna
kullanmadığım için sadece farkettim. İmalata indiğimde biri ağlayıp
ağlamadığımı, bir başkası uyuyup uyumadığımı sordu. Merak edip aynaya
baktım (ama karanlıkta HAHA). Neyse, Tayyip Erdoğan'ın Amerika
Birleşik Devletleri'nden dönüşünde havaalanında basın mensuplarına
demeç verdiği sırada gözlerinin altında var olan torbalardan dubleks
olarak vardı bende, yanağıma kadar inmiş ki, yanak şiş değil çukur
olduğu için daha beter görünüyordu. Mikrop kapmış da olabilir tabii.
Kuşların üstüne sıçtığı, tozun içinde bir koltukta yatıp kalkıyoruz
nitekim. Neyse, geçti. Yani geçmiştir herhalde, aynaya tekrar bakmadım
ama dışarıyı görebiliyorum şu sıra...
Bakalım yarın sabah ne göreceğiz aynada.
--
Onur SAN
Uçan Pantolon
Bir kemerim var. Mahalleden bir abi, son deliği denemesine rağmen
beline uymadığı için bana vermişti. Aldıktan sonra ilk deliğin
öncesine bir delik daha delip öyle kullanıyordum birkaç senedir.
Açtığım deliğin adı 'birinci vites'. Yemeklerden sonra ve sakin
haftasonlarında son deliği kullanıp, yemeğe yaklaşan saatlerde ve
haftasonuna yaklaşan günlerde birinci vitesi kullanıyordum. Şimdi bir
de geri vitese ihtiyacım var, bir delik daha.
Bu sırada aklıma uçan pantolon fikri geldi. Madem benim pantolonlarım
tüm çabalarıma rağmen yer çekimine karşı koyamıyor, o zaman diğer
insanların pantolonları uçan pantolon olmalı. Aynı fiyata hem düşen
pantolon, hem uçan pantolon alınabiliyordur belki. Satıcıya özellikle
söylemediğin zaman düşen pantolon veriyordur. Bu bilgi benden başka
tüm insanların sahip olduğu bir bilgi olabilir, diğer çok şey gibi
bunu da kaçırmış olabilirim hayat ve insanla ilgili; bırak tekstil
sektörünü...
Bununla beraber, şu da olabilir. İnsanlar kendilerine pantolon almaya
gittikleri zaman uçan pantolon satılıyordur, başkasına pantolon
aldığın zaman düşen pantolon veriyorlardır. Onun için herkes
hediyelerin içine fiş / fatura / değiştirme kağıdı koyuyordur. Annenin
sana aldığı düşen pantolonu yanında fişiyle beraber götürüp senin
giyeceğini ibra ettiğinde uçan pantolon yaptırabiliyorsundur. Onun
için benim pantolonlarım hep düşen pantolon olabilir. Hiçbişey
almıyorum, bana birileri alıyor. Evet bu daha mantıklı. Yakası
kaymayan tişört, kokmayan ayakkabı, delinmeyen çorap, lastiği
genişlemeyen don, kafayı sıkmayan şapka, hepsi böyle olabilir. Evet
evet, bulduum!!!
--
Onur SAN
beline uymadığı için bana vermişti. Aldıktan sonra ilk deliğin
öncesine bir delik daha delip öyle kullanıyordum birkaç senedir.
Açtığım deliğin adı 'birinci vites'. Yemeklerden sonra ve sakin
haftasonlarında son deliği kullanıp, yemeğe yaklaşan saatlerde ve
haftasonuna yaklaşan günlerde birinci vitesi kullanıyordum. Şimdi bir
de geri vitese ihtiyacım var, bir delik daha.
Bu sırada aklıma uçan pantolon fikri geldi. Madem benim pantolonlarım
tüm çabalarıma rağmen yer çekimine karşı koyamıyor, o zaman diğer
insanların pantolonları uçan pantolon olmalı. Aynı fiyata hem düşen
pantolon, hem uçan pantolon alınabiliyordur belki. Satıcıya özellikle
söylemediğin zaman düşen pantolon veriyordur. Bu bilgi benden başka
tüm insanların sahip olduğu bir bilgi olabilir, diğer çok şey gibi
bunu da kaçırmış olabilirim hayat ve insanla ilgili; bırak tekstil
sektörünü...
Bununla beraber, şu da olabilir. İnsanlar kendilerine pantolon almaya
gittikleri zaman uçan pantolon satılıyordur, başkasına pantolon
aldığın zaman düşen pantolon veriyorlardır. Onun için herkes
hediyelerin içine fiş / fatura / değiştirme kağıdı koyuyordur. Annenin
sana aldığı düşen pantolonu yanında fişiyle beraber götürüp senin
giyeceğini ibra ettiğinde uçan pantolon yaptırabiliyorsundur. Onun
için benim pantolonlarım hep düşen pantolon olabilir. Hiçbişey
almıyorum, bana birileri alıyor. Evet bu daha mantıklı. Yakası
kaymayan tişört, kokmayan ayakkabı, delinmeyen çorap, lastiği
genişlemeyen don, kafayı sıkmayan şapka, hepsi böyle olabilir. Evet
evet, bulduum!!!
--
Onur SAN
23 Mayıs 2012
14 Mayıs 2012
Çadır
Raskolnikov gibisin, çadır kurmak istiyorum.
Kalıp toplarken bu cümle geldi aklıma, dönüp duruyo. İçimden atmam
gerekiyodu, buraya yazdım. Evet, kalıp biraz ağırdı...
--
Onur SAN
Kalıp toplarken bu cümle geldi aklıma, dönüp duruyo. İçimden atmam
gerekiyodu, buraya yazdım. Evet, kalıp biraz ağırdı...
--
Onur SAN
01 Mayıs 2012
Şarj
Tersi güzel olmayan cümle:
- Şarj cihazınızı telefonuma takabilir miyim?
Ne kadar masum. Tersi ise:
- Şarj cihazımı telefonunuza takabilir miyim?
Hiç olmadık şey. Haydi kızlar gusül abdestine. Kötüyüm biliyorum. Ama
yıllarca alet kaldırma sihirbazı kullanmadık mı? Bi de fabrikada
yaşayan kırlangıçlar bilgisayara da sıçmışlar haftasonu. Nasıl intikam
alırım? Alet kaldırma sihirbazı ile mi? Diyelim ki aleti kaldırdık,
peki kanat açma sihirbazı var mı? Neydi o, molfikis mi molpedis mi,
sapanın ucuna ondan takıp bi deneme yapmalı...
--
Onur SAN
- Şarj cihazınızı telefonuma takabilir miyim?
Ne kadar masum. Tersi ise:
- Şarj cihazımı telefonunuza takabilir miyim?
Hiç olmadık şey. Haydi kızlar gusül abdestine. Kötüyüm biliyorum. Ama
yıllarca alet kaldırma sihirbazı kullanmadık mı? Bi de fabrikada
yaşayan kırlangıçlar bilgisayara da sıçmışlar haftasonu. Nasıl intikam
alırım? Alet kaldırma sihirbazı ile mi? Diyelim ki aleti kaldırdık,
peki kanat açma sihirbazı var mı? Neydi o, molfikis mi molpedis mi,
sapanın ucuna ondan takıp bi deneme yapmalı...
--
Onur SAN
?
Mutfakta, yemek odasında,
Gerçek bambu Kemosan'da
Hem yazlık, hem kışlık
Gerçek bambu Kemosan'da.
Ahh, bir zamanlar Veys FM vardı. Kemosan bile onu ayakta tutamadı...
YAaaaa, Veysefem...
--
Onur SAN
Gerçek bambu Kemosan'da
Hem yazlık, hem kışlık
Gerçek bambu Kemosan'da.
Ahh, bir zamanlar Veys FM vardı. Kemosan bile onu ayakta tutamadı...
YAaaaa, Veysefem...
--
Onur SAN
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)